4 Ağustos 2014 Pazartesi

Üniversiteden Sonra


1 yıl geldi geçti, iyisiyle kötüsüyle. Sanki bir yıl için uyudum da yaşadığım her şey bir rüyaydı ve şimdi uyanma zamanı. Hareketli geçen üniversitenin son yıllarından sonra köyde geçirdiğim bir yıl inzivaya çekilmişim gibi hissettirdi bana. Zaman zaman çok sıkılıp başım alıp nere gidem dedirtti, ama yine çömdük olduğumuz yere.

Uzun bir tatil, kitap okumak için bolca zaman,5 yıldan sonra zeytin toplama zamanında evde olmak, ilk iş deneyimi, ilk istifa dilekçesi, ilk öğrencilerim-canlarım benim, mini mini kedilerim, odam, tavandaki farelerim-kış boyu sağolmasınlar uykularımı böldüler, arkadaşlarla müthiş eğlenceli gezilerimiz, elişlerim, kpss kitaplarım, mutfakla aramızdaki soğukluk... ne yılmış beee. Ben de çok boş geçti diye hayıflanıyordum bir de.

Hangi cesaret blok yazmaya başladım bilmem, blokları okumak hoşuma gittiğindendir sanırım hadi bir de ben yazayım dedim. Ne hakkında yazacağım diye düşünüce ortaya karışık olsun dedim. Mutfakla aramı ısıtmaya çalışıcam, beceremediğimden değil de annem gibi ustanın yanında insanın eli ayağına dolaşıyor, her şey mükemmel olsun istiyor. Annemin, anneannemden tam puan aldığı iftar sofrasından sonra daha benim çoooook fırın ekmek yapmam lazım dedim kendime. Yani durum o ki, Adana ve özellikle Ege mutfağından tariflerim olur.
Kitap okumayı seven biri olarak kitaplardan bahsetmezsem herhalde çatlarım. Son zamanlarda şiirlere sardım. Özellikle Cemal Süreyya. Kitap hediyeleri kabul edilir. Oğuz Atay dan Tutunamayanlar yarım sanırım onunla devam edicem. Ne tür kitaplar okuduğumu ben de anlamıyorum. Öyle karışık okuma zevkim var ki polisiye, tasavvuf, şiir, varoluşçu ...

El işlerinden ne kadar bahsederim bilmem, önce örgü şişlerini aldım elime derken, tığ oyası yaptım sonra da iğne oyası öğrenecektim ama bilen öğretecek kimse bulamadım. sanırım yakında kanevice tarzı birşeye başlarım. Bugün bir blokta gördüm bayıldım. Dantelden bahsetmiyorum bile olmazsa olmazı onu zaten hepsiyle birlikte götürüyorum.

Belki de tüm bunlar bir iyileşme ve yenilenme sürecinin parçalarıydı. Son zamanlarda bir değişim sürecinin içerisinde olduğumun farkındayım. Kendime dair yaptığım işleri beğenirken beslediğim kibrimin ve kendimi beğenmişliğin farkındalığının yanı sıra davranış ve eylemlerimin de sorumluluğunu almanın gururunu taşıyorum. Keşkelere bırakmadan dünü iyi ki diyerek bazen ders alarak, çoğu zaman beni ben yapanın bu olduğunun farkındalığıyla büyüyorum. Her ne kadar evden uçuşa geçmeye hazır olsam da öğreniyorum ve daha hayata dair öğrenecek çok şeyim olduğunu biliyorum. Bolca saçmaladıktan sonra diyorum ki en sonunda:

"Biz napıyoz la bu hayatta"
                                       Behzat Ç.